Son güncellenme :03.11.2016 11:10

Anasayfa > Bizden Haberler, Fotoğraf, Genel, Güncel, Sağlık, Sondakika, Türkiye, Video > SAĞLIK TEŞKİLATININ KARA GÜNÜ 2 KASIM 2011!…

03.11.2016 Per, 11:10

Orhan YILMAZ Türk sağlık sen Ankara 1 şube başkanı,

2 Kasım 2011 tarihinde uygulamaya koyulan 663 sayılı K.H.K.ile Sağlık bakanlığının yönetim sistemi değişti. amaç neydi? ne yapılmak isteniyordu? aradan geçen süre içinde sistem başarılı odlumu? 663 sayılı khk ile direk mağdur edilen sadece hastane müdür ve müdür yardımcılarımıydı yoksa onlarla birlikte sağlıkta çalışan ebe hemşire sağlık memuru hizmetli vs herkes mi etkilendi? 663 sayılı KHK liyakat mi getirdi? Adalet mi getirdi? Ya halkın aldığı sağlık hizmeti….. ???

Evet 2 Kasım 2011 de resmi gazetede yayımlanan 663 sayılı KHK ile amaçlanan, yapılmak istenen gerçekleşti bu ülkenin yıllarını vererek yetiştirdiği tecrübeli birikimli insanları bir kalemde pasifize ederek belki kadrolaştılar beklide sistemi tıkamak için tecrübesisz sözleşmeli idarecilerle iş yapmaya kalktılar Ölçü neydi? Ölçü Liyakat değildi. Öyle olsaydı bilmeyenler başa gelmezdi. Daha doğrusu iptal edilen kadrolarda bilenler kalabilirdi. Peki, ölçü dürüstlük müydü? Ölçü vatanseverlik miydi?. Sağlık Bakanlığında başarısızlık neydi? Kanunun yetmediği noktalar nelerdi? Şayet beceri yetersizliği varsa bu ortaya konulacak kriterler değerlendirilirse hiç kimsenin de diyebileceği bir söz kalmazdı. Ama işin beceri ya da becerisizlik olmadığı uygulamalardan anlaşılmaktadır. Daha da vahimi bilmeyenlere kapılar açıldı. Yılların biriktirmiş olduğu bu büyük camiayı bir anda atıl duruma koymak elbette ki sadece bu camia ve çevresi için değil, memleket içinde kara bir gün dü. Bir yeri yıkıyorsanız, yerine ondan daha iyisini yapmanız gerekir, hiç olmazsa yıktığınızı aratmayacak kadar yapılması gerekir. Sağlık bakanlığında ise yıkıldı ve yerine yenisi getirilemedi. Basında görüyoruz. Hastane müdür ve müdür yardımcıları arasında elbette ki yetersiz olanlar vardı.Elbette ki değiştirilmesi gerekirdi.Ama bunun yolu önceden belirlenen ve amaca hizmet edebilen kurallarla gerçekleşmeliydi.Yine ,yerine de bu işi yürütebilecek insanlar getirilmeliydi. 663 le ; özellikle hekim sayısının yetersizliğinden bahseden bakanlık hekimleri idari görevler den alıp çalıştırdı mı yoksa daha önce il sağlık müdürlüğünün koordinesinde yürüyen sisteme ek il halk sağlığı müdürü ve yardımcıları il sekreterleri ve başkanlar yöneticiler ve başhekim yardımcıları (yeterli yardımcı kadrosu yoksa koordinatör veya sorumlu ata) daha önce kaç hekim vardı şimdi kaç hekim pasifte? Hastane müdürü ve yardımcıları olarak işleyen sistem hastane büyüklüğüne göre üç müdür (idari, sağlık bakım, otelcilik) ve yardımcıları Ve her şeyden önemlisi bu kadrolar sözleşmeli !!!!! Peki çalışanlar bundan nasıl etkilendi hastaneler ve kurumlar kar mı etti, iş yüklerimi azaldı,döner sermaye ek ödemeleri veya maaşlarımı arttı HAYIR !!!! İzinlerini düzgün kullanabil derimi hayır amirleri veya profesyonel yöneticileri ve idarecilerine sıkıntılarını rahat mı anlattılar sorunları çözüldü mü hayır…. Sonuç tam bir kaos İngiliz devlet adamının “biz Çanakkale! de yenildik ama Türk’lerin de beyin takımını (Geleceğini) yok ettik” dediği söylenir. Adam Çanakkale’de yenilmeyi değil ilerde memleketi yönetebilecek insanları yok etmeleri ile övünüyor.

Sağlıkta 2 kasım 2011 de yapılan tam da budur bir yetkili 663 le şu güzel şey oldu desin de bizde susalım……….

                                                        ****************************************

 

Gaziantep Şube Başkanı Kemal KAZAK, 

Değerli Basın Mensupları; Bilindiği üzere 6663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname 2 Kasım 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve bu Kanun Hükmünde Kararname ile birlikte de Sağlık Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının yeniden yapılandırılması kararlaştırılmıştır. Yeni düzenleme sonrasında İllerdeki sağlık teşkilatı, İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı İl Müdürlüğü ve Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği olarak 3’e ayrılmıştır. Bakanlık bu düzenleme kapsamında; “İnsan gücünde ve maddî kaynaklarda tasarruf sağlamak ve verimi arttırmak, sağlık insan gücünün ülke sathında dengeli dağılımını sağlamak ve yurt sathında eşit kaliteli ve verimli hizmet sunumunun sağlanmasını amaçlamıştır.’ Bu düzenlemenin, hali hazırdaki uygulamada ve geçen zaman içerisinde; ne sağlık insan gücünün dengeli dağılımına fayda sağladığına ve verimi arttırdığına, ne kaliteli hizmet sunumunu pozitif yönde etkilediğine, ne de maddi kaynaklarda tasarruf sağladığına katılmıyoruz. Bilakis bu sistemin sağlık çalışanlarını ve sağlık yöneticilerini yetki kargaşasına ittiğini ve çok başlılık getirdiğini iddia ediyoruz. Bunun sonucu olarak ta; bürokrasi artmış ve personel yetersizliği hat safhaya ulaşmıştır. Personel yönünden, daha düne kadar sağlık kurumları arasındaki nakil işlemleri çok basit iken, bugün sağlık kurumları arası nakil işlemleri Bakanlıklar arası nakil işlemi prosedürüne tabi bırakılmış, il içi personel değişikliği ise; keyfiyet ve yandaşlığa teslim edilerek sağlık çalışanları mağdur edilmiştir. Ayrıca; Sağlık kurum ve kuruluşlarına yıllarını veren idareciler görevlerinden alınarak Araştırmacı kadrosuna geçirilmiş ve sağlıkla alakası olmayan insanlar sağlık kurumlarına idareci olarak atanmıştır. Kısacası sağlık iş gücünün dengeli dağıtılacağı söylemleri kâğıt üzerinde kalmış ve kadrolaşma yasal zemine kavuşturulmuştur. Bunun yanı sıra sözleşmeli idareciler icat edilmiş ve bu sözleşmeli idareciler de iki yıl sonrasını göremedikleri için, uzun vadeli projeler ortaya koyamamış ve yeni yatırımlar yapamamıştır. Nitekim bugün şehrimize ve bölgemize hizmet sunan bazı hastanelerimizin, yöneticisiz kalması da sistemin çarpıklığını bir kez daha ortaya koymuştur. Mali yönden ise; hem beytülmal har vurup harman savruluyor, hem de fakir fukaranın hakkı çar çur ediliyor. Şöyle ki; Gaziantep’teki sağlık hizmetlerinin sevk ve idaresi daha dört yıl öncesine kadar, mülkiyeti Sağlık Bakanlığına ait gayrimenkul üzerine yapılı Sağlık Müdürlüğü hizmet binasından, hiç bir kira bedeli ve hiçbir ücret ödemeden yürütülürken, bugün İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı İl Müdürlüğü ve Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği olarak ayda ortalama 100.000 TL kira ödeyerek aynı hizmeti yürütmektedir. Bir taraftan ayda ortalama 100.000 TL kira ödenirken, öbür taraftan şehrimizin gururu olan 112 Acil Yardım ve Kurtarma Hizmetleri çalışanları insan onuruna yakışmayan beş metrekare konteynırlar da ve birçok Aile Sağlığı Merkezi de, sağlık hizmeti verilmesine uygun olmayan mekânlarda hizmet sunmaktadır. Gerek sağlık yatırımlarının, gerek kamu hastanelerinin ve gerekse hastane yatak kapasitelerinin yetersiz olduğu ve ayrıca sağlık çalışanlarının kreş, misafirhane ve ailesiyle birlikte bir bardak çay içeceği hiçbir sosyal tesislerin olmadığı bir şehirde, ayda ortalama 100.000 TL kira vermenin neresinin doğru olduğunu bir yetkili izah etmelidir. Bununla birlikte kiraya taşınılan büroların iç tefrişatı, mobilyası, masa ve sandalyesi için harcanan paralar da azımsanacak rakamlar değildir. Ortaya koyduğumuz bu tablo ve bu ürkütücü rakamların ülkemizin birçok ilinde de yaşandığı düşünülürse, devletin kasasından ne kadar büyük paraların heba edildiği görülmektedir. Yazık hem de çok yazık. Bu yanlış ve çarpık sisteme imza atan siyasilere ve bürokratlara sesleniyorum. Başınızı yastığa koyduğunuzda rahat yatabiliyor musunuz? Hiç mi vicdanınız sızlamıyor. Yarın çocuklarınıza ne cevap vereceksiniz? Biz Türk Sağlık-Sen olarak, devletin Ali menfaatini düşünüyor ve israfa yol açan bu ucube sistemden vazgeçilmesi yönündeki çağrımızı bir kez daha yineliyoruz. Gelin sesimize ve feryadımıza kulak verin ki; hem sağlık sistemimiz bu karmaşık yapıdan kurtulsun ve sağlık hizmetlerinin sunumu tek elden yürütülsün, hem sağlık çalışanlarının mağduriyeti son bulsun, hem de kira bedeli olarak ödenen ücretler yeni yatırımlara dönüşsün ve ülkemizin her köşesi sağlık Cenneti olsun.

Saygılarımla.

YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

kemal yıldıran

Türk sağlık sen başkanlarımıza teşekkür ederiz konuyu meclise taşımaları konusunda katkılarını bekleriz

03.11.2016, 12:21