ANASAYFA   |  HABER ARA  |  FOTO GALERİ  |  VİDEOLAR   ANKETLER  |  SİTENE EKLE  |  RSS KAYNAĞI  |  İLETİŞİM  |  KÜNYE

GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR!

GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR!

Tarih Haziran 02 2016, 11:50 Editör E.Gürsel EROL

Aldanma dünyanın sakın varına
Düşmeye gör onun ahu zârına
Bugünkü işini koyma yarına
Gün doğmadan neler doğar demişler...

 




Bu hafta köşemizde sizinle paylaştığım “Sayın Bakanım, nerde kalmıştık !” başlıklı yazımıza özellikle telefon ve mesajlarla oldukça olumlu tepkiler aldım. Yorumda bulunanlar dahil herkese çok teşekkür ediyorum.

Yorumlardan biri meslektaşımız Ayşe hanım kardeşimize ait. “….Araştırmacı olarak görev yapan arkadaşların daha iyi tespit edeceği üzere özellikle de şu anda her kademede Yönetici olarak çalışan kişiler, Araştırmacı arkadaşları bırakın işin ehli olarak görmek ve göstermek bilakis eğitimi olmayan, bir şeyden anlamayan, cahil insanlar şeklinde gösterme ve dolayısıyla bizim görevden alınmamızın çok yerinde bir karar olduğu şeklinde algı oluşturma peşindeler ve bunu büyük oranda da başarmış durumdalar. Ben “ hepsini toplasanız içlerinden ancak bir iki adam çıkar” dendiğine bizzat şahit oldum. Dolayısıyla kimse bizi işin ehli olarak görmek ve göstermek şöyle dursun bilakis bizim görevden alınmamızın çok yerinde bir karar olduğu ve işin şu anda ehli insanlara verildiği inancı içinde. “ şeklinde devam eden yorumu ve özellikle sık yazmamı vurguladığı için müsaadesi olursa bu yazıyı kendisini bu derece üzenlere atfen yazıyorum.

Bizler atalarının kimler olduğunu çok iyi bilen nesilleriz. Atalarının tecrübelerini, söylemlerini ilmek ilmek ruhumuzda hisseden, yapabiliyorsak bunlara saygı duyan ve emanetlerini yaşatan kimseleriz. Bu heyecanı kaleme alırken Anadolu’muzda dolaşan birçok atasözümüzün, birçok manzumenin beyitleri aklımda uçuşmaya başladı. Ne demiş atalarımız; “Veren olsa öğüt al, sorana nasihat et! Kötü sözleri unut, doğru sözleri neşret!” Şunu aklı ve şuuru yerinde olan her insan rahatlıkla idrak edebilir. Ne cahilliğin ne de ahmaklığın çaresi yoktur. Cahil cahilliği, ahmak da ahmaklığı bir marifet sanır. Her ikisi de hakikati görmez ve sevmezler. İçinde bulundukları zahirle sarhoşturlar. O fani dünyanın kısa ve yalan halinden hoşnutturlar. Bu sebeple boş boş düşünür, boş boş konuşurlar.

Allah (c.c.) katında insanların görünüşleri ve konumları ile değil yaptıklarıyla mertebelendiklerini asla ve asla düşünmezler, düşünmek istemezler. Bu sebeple bu tip insanların söyledikleri ve yaptıkları bizleri üzmemeli bence ! Yine büyüklerimizin tecrübeleri ile Anadolu’muzda manzumelere dönüşen bazı beyitlerini harmanlayarak, her bir sözü altın değerinde mana taşıdığı için özellikle altını çizerek söylemeye çalıştıklarımı pekiştirmeye çalışayım.

-Dinle bu destanı söyler söylemez,
-Her insan doğruyu bulmaz demişler.
-Ahmak, nasihatı aslâ dinlemez, Yolda bile bulsa almaz demişler.
-Hak yiyip de harâm katma aşına!
-Gülersin komşuna, gelir başına, Kime ne edersen gelir karşına,
-Ettiğin yanına kalmaz demişler.
-Ne yazık geride kaldı bilenler Rağbet gördü günahına gülenler
-Eskiden beridir; dağdan gelenler Bağda olanları kovar demişler
-"Okuyup ilimle olmalı âmil,
  Hiç konuşmasa da bilinir kâmil
  Kendinden gayriyi beğenmez câhil,
  Kendi çalar kendi oynar demişler."
 
Sonuç itibariyle gereksiz ve seviyesiz aciz ifadelerle kardeşlerimizi üzen, 663 sayılı KHK ile yapılan genel rencide yetmezmiş gibi bir de bireysel rencide gücünü kullananlara da şunu ikram edeyim,

Şan ile şöhretin kurtarmaz seni,
Sararlar beş parça beyaz kefeni,
Bazı ahmaklar da, alkışlar seni,
Gözlere de toprak dolacak birgün.


Biz 663 sayılı KHK’nin vahim sonucunu hak etmeyen (zira artık bu konuda mücadele vasfından uzak, onur ve hak mücadelesi için hiçbir vasıf ve çabası olmayanları hak edenler gurubunu olarak ayırıyorum) mağdurları olarak ümitsiz olmamalıyız düşüncesindeyim. Bunu yine anonim bir manzumeyle pekiştireyim,

Aldanma dünyanın sakın varına
Düşmeye gör onun ahu zârına
Bugünkü işini koyma yarına
Gün doğmadan neler doğar demişler.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Tefvizname
’sinin bir bölümünde bunu şöyle ifade etmektedir;

Hak şerleri hayr eyler
Ârif anı seyreyler
Zan etme ki gayreyler
Mevlâ görelim neyler.
Neylerse güzel eyler
 Sen Hakk’a tevekkül kıl
Sabreyle ve râzı ol
Tevfiz it ve rahat bul
Mevlâ görelim neyler.
Neylerse güzel eyler
Dime şu niçün şöyle
Bak sonuna sabr eyle
Yerincedir ol öyle
Mevlâ görelim neyler.
Neylerse güzel eyler

Evet !

Gün doğmadan neler doğar. Bakın daha dün Başbakanımız Sayın Binali YILDIRIM bey “sağlıktaki yönetim sistemini basitleştireceklerini belirterek, Kuzey, güney, doğu, batı sekreterliği bunlar kalkıyor. Yalın sağlık yönetim sistemine geçiliyor. Doğrudan yönetim sistemi. Tek sorumlu olacak. Buradaki hiyerarşik yapı hizmeti hızlandırmıyor, yavaşlatıyor. Kalitesini arttırmıyor, azaltıyor. Bunu Sağlık Bakanımızla da konuştuk, gereğini yapacağız." şeklinde bir açıklamada bulunmuştur.

Burada esasen sistem sorunu kadar kalitesiz-vasıfsız idarecilerin becerisizlikleri ön plandadır. Ancak bu cesaretle dile getirilemiyor. Zira adam kayırmacılık kültürünün bir sonucu olduğunu her kes biliyor ve görüyor. Bu sebeple o günkü yazımda ehil ve layık olmanın önemini sizinle paylaşmaya çalıştım. Sayın Bakanımızın da en ehil ve en layık sıfatıyla bu makama geldiğini, ehil ve layık olanlarla hedefine ve sağlıkta en zirveye yol almak için çaba sarf edeceğini o yüzden düşünmekteyim. Varsın bize kara çalan bazıları istedikleri gibi düşünsünler. Bilinir ki çöp te dahi olsa altın kaplama olanlar değil altın olanlar her zaman değerlidir. Yeter ki haklı serzenişimizde, nezaket ve yasal çerçevede mücadelemizde gayretli ve samimi olalım.

Bu mücadeleyi yaparken kendimizi yalnızlığa itmeyelim ve ilgili her kesimle istişarede bulunalım. Bu konuda özellikle STK olarak bizden daha deneyimli ve ikili ilişkilerde bizden daha vasıflı STK’larla işbirliği içerisinde olalım. Onların desteğini alarak bu mücadelemizi hak üzere sonuçlandıralım. Maddi kayıplarımızla ilgili ilk mücadelemizde bizlere ciddi katkılar sunan, dua ve minnet ile andığım Memur-Sen ve özellikle Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin MEMİŞ Beyin yeniden bu mücadelemize destek vermeleri konusunda istişarelerimizi devam ettirelim.

Yine büyüklerimizin ifadeleriyle; İstişâre sünnettir, danışan dağı aşar, Danışmayan zavallı, düz yolda bile şaşar. Bilmemek ayıp değil, sormamak ayıp olur, Ehline soran kişi, hakîkî yolu bulur. Meşveretin Türkçesi, ehline danışmaktır, Başlamadan bir işe sebebe yapışmaktır. Şaşkınlık içindesin, sendeki bu çile ne? Eğer bin bilsen bile, sormalı bir bilene. Nihayetinde Ayşe hanım kardeşimizi üzenlere söyleyeceklerimizi yukarıda ifade ettik.

Genel olarak insan oğluna, özellikle de İslâm dininin mensubu inanç sahibi kardeşlerimize söyleyeceklerimizi de yine büyüklerimizin manzumesiyle ifade edeyim. Maksat yüreklere bir nebze su serpmek.

Mazlûm ol, zâlim olma,
üzül de üzen olma!
Mahşerde hesap zordur,
ezil de ezen olma!

                                ***
Kötü cezasız kalmaz, eden bulur sonunda,
Elbette su testisi kırılır su yolunda.

                               ***
Allah için sabreden, Sırat’ta atlı olur.
Sabır acı ise de, meyvesi tatlı olur.


Ayşe hanım kardeşime ve bütün dostlara dua, selam ve saygılarımla…


 Edip EROL


Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YÖNETİM KURULU

MEVLİD-İ ŞERİFE DAVET!..

MEVLİD-İ ŞERİFE DAVET!.. Hz. Ali ''Sana ihanet edeni affet ama vatana ihanet edeni affetme''

DEMOKRASİ NÖBETİMİZ -2-

DEMOKRASİ NÖBETİMİZ -2- RESİMLER....

EN ÇOK OKUNANLAR

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

GALERİ

BÜTÜN HAKLARI SAKLIDIR
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi