ANASAYFA   |  HABER ARA  |  FOTO GALERİ  |  VİDEOLAR   ANKETLER  |  SİTENE EKLE  |  RSS KAYNAĞI  |  İLETİŞİM  |  KÜNYE

SAYIN BAKANIM, NERDE KALMIŞTIK !

SAYIN BAKANIM, NERDE KALMIŞTIK !

Tarih Mayıs 31 2016, 16:51 Editör E.Gürsel EROL

Maddi ve manevi kayıplarımız için de Sayın Bakanımızın adil ve acil çözümler üretilmesi konusunda gereken unsurları harekete geçireceğini ümit ediyoruz. Zira sağlık camiası büyük bir ailedir. Toplumun gözü sağlık ailesindedir. Sağlık ailesi ne kadar adil, huzurlu ve güven içerisinde olursa topluma vereceği sağlık hizmet kalitesi de o derece büyüyecek ve güzelleşecektir...

 





Hiç şüphesiz ki, bir kısım meslektaşımız Bakanımız Sayın Prof.Dr.Recep AKDAĞ bey'in yeniden görev almasından hoşnut olmuş, bir kısım meslektaşımız da 663 sayılı KHK sonucu mağduriyetlerini de hatırlayarak hoşnut olmamışlardır. Köşemde zaman zaman yazdıklarımda bu mağduriyeti en çok dile getirenlerden biri olarak şahsen ben Sayın Bakanımızın yeniden göreve gelmesinden hoşnut olanlardanım. Sebebini de müsaadelerinizle sizlerle paylaşmaya çalışayım.

Mekke’nin fethinden sonra, Peygamberimiz (s.a.s.) Kabe’nin anahtarlarını Osman Bin Talha’dan alınca, kapıyı açıp Kabe’ye girdi. Burada Allah, Sevgili Elçisine emanetleri (bu durumda, anahtarları) ehline teslim etmesini emrederek Nisa Suresi'nin 58.ayetini indirmiştir. Ayetin özelliği Kabe’de inen tek ayet olmasıdır. Bu bakımdan gerek mana ve gerekse bu yönüyle ayrıca bir önem kazanmaktadır. Cenab-ı Allah (c.c.) Nisa Suresinin 58. Ayeti'nde;

-“Şübhe yok ki Allah size, emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder! Doğrusu Allah, bununla size ne güzel nasîhat veriyor! Şübhesiz ki Allah, Semî' (herşeyi işiten)dir, Basîr (hakkıyla gören)dir.”
diye buyurmaktadır.

Yüce Allah, Ahzab Suresi'nin 72.ayetinde de şöyle buyurmaktadır.

-“Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten kaçındılar. Zira sorumluluğundan korktular, ama onu insan yüklendi. İnsan (bu emanetin hakkını gözetmediğinden) cidden çok zalim, çok cahildir.”


İslâm âlimlerinin çoğu, yukarıdaki ayette geçen “emaneti”, dinî vazifelerin tamamı, yani insanın yükümlü olduğu tüm emir ve yasaklar olarak yorumlamıştır. Peygamberimiz (s.a.s.) bir Hadis-i Şerifinde;

-"... İş, ehil olmayana verilince kıyameti bekle"
diye buyurmuşlardır.

Bir başka Hadis-i Şerifinde de;

-“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden mesulsünüz.”
diye buyurmuşlardır.

 Hepimiz bilmekteyiz ki bir çoban güttüğü koyunlardan, bir aile reisi kendi aile bireylerinden sorumlu olduğu gibi, bir idareci de bütün maiyetinden ve başında bulunduğu kurumun hizmetlerinden faydalanan bütün insanlardan sorumludur. Bu bakımdan özellikle idareciler, her hak sahibine hakkını vermek hususunda eş, dost, hısım ve akraba gözetmeden herkese eşit davranmalı, vazifeyi taraftar ve yakınlarına değil, ehline tevdi etmelidirler. Şayet emanet, ehil olmayana verilirse millet zarar görür, devlette ve örgütlerinde ilerleme yerine gerileme olur. Kısacası çökme ve yıkılma başlar.

Tarihimiz ehil ve layık görevlendirmelerle ilgili ders alınacak örneklerle doludur. Ünlü Vezir İshak Paşa’nın ehil olmayan bir kişiyi önemli bir göreve atadığını tespit eden Fatih Sultan Mehmet Han, ona:

-“Paşa, bu hatayı ikinci kez işlersen sadece vezirliği değil, başını da alırım! Devlet-i Al-i Osmanî ancak dürüst, liyakatli ve bilgili kişilerin omuzlarında yükselebilir.”
demiştir.

Bu sebeple her işte bilgili ve işinin ehli olanlar istihdam edilmelidir. Bir insan dindar ve faziletli olabilir ama eğer o işe layık değilse o görev ona verilmemelidir. Açıkçası işin ehlini tercih etmek demek o işe en ideal kişiyi tercih etmek demektir. İdeal kişinin ise hem hedefinin olması, hem becerikli olması, hem de işinde uzman ve tecrübe sahibi olması demektir. Aksi halde hem o görevi alan hem de ona o görevi verenler sorumlu olurlar.

Bu bakımdan öncelikle bu hassasiyete dikkat edilmeli, her işe ehil maharetli insanlar tercih edilmelidir. İşi bilen, tecrübesi daha fazla olanların bulunduğu bir ortamda ehil olmayanlara işlerin verilmesi normal karşılanamaz. Ama cehalet ortalığı sarmış, hakikatler arka plana atılmış ise işler kapanın yani ehil olmayanın elinde kalır. Bu da toplumlar için, idareler için bir çeşit kıyamet demektir. Bunu İlahî din olan İslâm ve müslümanlar açısından ele alırsak felaketin boyutları daha da dehşet verici olur. Şu halde emanetin verileceği insanlarda ilk aranılacak şart “ehliyet” ve “liyakat” olmalıdır. Kişinin ehil ve layık olması için de üstleneceği emanet ile ilgili bilgi, şuur, tecrübe, hedef, hassasiyet, maharet, soğukkanlılık, metanet, adalet, işin evvelini ve sonunu düşünebilecek yetenek bulunması gerekmektedir.

Bir insanın emanete riayet bilincine sahip olup olmadığının ölçüsü ise Allah’a ihanet etmemesinden geçer. Allah’ın emanetine ihanet etmekten utanıp sıkılmayan birilerinden kulun emanetine ihanet etmemeleri beklenebilir mi? Ya da hayatını, her şeyini borçlu olduğu Allah’ın emanetine ihanet edenlerin insanlara, maiyetindekilere ihanet etmemesinden söz edilebilir mi?

Daha önceki yazılarımdan birinde Sayın Ahmet Davutoğlu’nun Başbakan iken “Kayırmacılık kültüründen hızla kurtulmalıyız, yoksa bu topyekün yıkılışımıza sebep olur” sözünü onaylayarak kamusal ve kurumsal işlerde emaneti ehil ve layık olanlara vermemiz ve adam kayırmacılığı terk etmemiz gerektiğini ısrarla vurgulamıştım. Mesele ben, sen meselesi değil çok daha önemlidir. Bu vatan hepimizin ve ortak değerlere, ortak doğrulara iyi bakmamız, iyi sahip çıkmamız gerekmektedir. İşte tam bu noktada uzun yıllar Sağlık Bakanımız olarak görev yapmış, medyanın yakıştırması ile A takımı ve gerek merkezde ve gerekse taşrada onlarca profesyonel yöneticisi ile birlikte hiç tartışmasız sağlıkta çağ atlatan ve Sağlıkta Dönüşüm Projesinin başrol oyuncusu Prof.Dr.Recep AKDAĞ’ın yeniden bu göreve atanmış olmasını en ehil ve en layık kategorisinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Kendilerine bütün camiamız adına yeniden hoş geldiniz, hayırlı olsun ve hayırlara vesile olsun temennisinde bulunuyorum. Bu arada Sayın Dr.Mehmet MÜEZZİNOĞLU’na da sağlığa olan katkılarından dolayı teşekkür ve minnet duygularımızı iletiyor, bundan sonraki yaşamı ve çalışmalarında muvaffakiyetler diliyorum.

Evet 663 sayılı KHK, sağlığa uzun yıllar emek vermiş, ilmek ilmek bilgi ve tecrübelerini Sayın AKDAĞ’ın döneminde son noktasına kadar heyecanla, özveri ile kullanmış ve “Sağlıkta Dönüşüm Projesinin” mimarları-saha komutanları olarak biz profesyonel yöneticileri maddi/manevi yönleri ile zarara uğratmıştır. Toplum ve aileleri içerisinde rencide etmiş, ekonomik boyutuyla da sarılmaz yaralara sebep olmuştur.

Geçen zaman içerisinde ADYED çatısı altında nezaket ve yasal çerçevede kalmak suretiyle yürüttüğümüz hak ve onur mücadelemiz ve çabalarımız göstermiştir ki bazı arkadaşlarımızın bu muameleyi bir bakıma hak ettiklerini düşünmekteyiz. Bizler geçen süre zarfında bunu analiz ederken Sayın Bakanımızın da geçmişten tecrübelerle, yanlışlıkların ya da bazı teknik hataların da farkında olarak yeniden sağlık atağına başlarken; ehliyet ve liyakat unsurlarına önem vereceğini, merkez de ve taşranın her köşesinde maiyetindeki bu özellikte personele inancı ve tarzı gereği öncelik vereceğini düşünüyorum.

Yukarıda da belirttiğim gibi mesele ben, sen meselesi değil ülke meselesidir. Adam kayırmacılık yerine ehil ve layık insanlarımız yer alırlarsa bundan memnuniyet duymamız gerekecektir. Maddi ve manevi kayıplarımız için de Sayın Bakanımızın adil ve acil çözümler üretilmesi konusunda gereken unsurları harekete geçireceğini ümit ediyoruz. Zira sağlık camiası büyük bir ailedir. Toplumun gözü sağlık ailesindedir. Sağlık ailesi ne kadar adil, huzurlu ve güven içerisinde olursa topluma vereceği sağlık hizmet kalitesi de o derece büyüyecek ve güzelleşecektir.

Toplumumuzda ve sağlık camiasında iç huzur ve sağlık barışının sağlanması için İslâm’ın çok önem verdiği emanetlerin ehline verilmesi prensibinin uygulanmasının kaçınılmaz olduğu aşikârdır.

Temiz toplum özleminin sık sık dile getirildiği günümüzde İslâm’ın bu ve buna benzer güzel prensiplerinin uygulamaya geçirilmesini arzuluyor ve çok samimi bir şekilde Sayın Bakanımızdan da bekliyoruz. Kavuşmak üzere olduğumuz Ramazan-ı Şerif’inizi kutluyor, dualarınızı bekliyorum.

Dua ve selam ile…


Edip EROL




Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

GÜNCEL HABERLER

İLLEDE VATAN !..

İLLEDE VATAN !.. Bu Yazımı Tüm Şehitlerimize İthaf Ediyorum... (14.03.2014-Adyed)

31 MART 2016 TARİHLİ SAĞLIKTAKİ PARALELCİ YAPIYA UYARI YAZIMIZ!..

31 MART 2016 TARİHLİ SAĞLIKTAKİ PARALELCİ YAPIYA UYARI YAZIMIZ!.. 663 SAYILI KHK'NIN MİMARI BULUNDU :SAĞLIKTAKİ PARALEL YAPI!..

EN ÇOK OKUNANLAR

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

GALERİ

BÜTÜN HAKLARI SAKLIDIR
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi